Said Halim Paşa – Bütün Eserleri

Home/Kütüphane/Said Halim Paşa – Bütün Eserleri

Sadece bedeni değil asıl zihni dinlendirmek amacıyla bu seneki kısa tatilimde sürekli üzerinde çalıştığım konulardan nisbeten farklı kitaplar okumaya gayret ettim. Bedeni dinlendirmek 8 saatlik bir uykuyla kısa zamanda gerçekleşiyor. Fakat zihni dinlendirmek için başka türlü yormak gerekiyor: “Boş kalınca kalk yorul ve yalnız Rabb’ine giden yola sarıl” (İnşirah 94/7-8)

Rabbimizin bu yıl bahşettiği dinlenme döneminde okuduğum kitaplardan özellikle birini burada kısaca tanıtıp tavsiye etmezsem şükrümü tam olarak yapabilmiş olamamaktan korkarım: Said Halim Paşa’nın bundan tam 100 yıl önce yazdıklarını içeren “Bütün Eserleri”…

Aslında ben Paşa’nın, “Muhammed Esed’in Yolların Ayrılış Noktasında İslam” kitabı vesilesi ile öğrendiğim “İslamlaşmak” isimli eserini okumak istiyordum. Zira özellikle içinden geçtiğimiz dönemin de etkisi ile Osmanlı’nın son günlerindeki batılılaşma sürecine ve dönemin aydınlarının kafa yapısına dair okuma yapmak niyetindeydim. Muhammed Esed de adını verdiğim kitabında, son bölümlerdeki hadis ve sünnete yüklediği kudsiyet derecesindeki önemi göz ardı edersek, bu konularda bir mümine yakışır bir tavır sergiliyordu. Said Halim Paşa’yı anması dikkatimi çekmişti. İnternette Said Halim Paşa’nın tüm eserlerinin tek bir kitapta toplandığını öğrenince yerimde duramaz oldum ve hemen kitabı edindim.

Paşa’nın tüm eserlerinin 235 sayfalık bir kitapta toplanmış olması çok hayırlı olmuş. Zira kitapta tahmin ettiğimden çok daha etkili ve etkileyici görüşlerinin yer aldığı eserlerini bulmak mümkün. Bunların bence zirvesi de kitabın sonundaki eseri olan “İslam Toplumunda Siyasal Kurumlar” ki kendisi bu eserini Malta’da sürgün bulunduğu sırada kaleme almış. İnsan Paşa’nın o dönemde yazdıklarını okuyunca bunları yazabilen bir insanı yaşatmazlar diye düşünüyor ve şehit edilmiş olduğunu öğrenince de şaşırmıyor. Bir Ermeni tarafından şehit edilmesi de olayın pis bir İngiliz oyunu olduğunu gösteriyor. Paşa ile ilgili bilgi edinmek isteyenler için güzel bir değerlendirme yazısının linkini aşağıda paylaşacağım ama önce kitabın içeriğinden biraz bahsedelim:

Said Halim Paşa Mehmet Akif’in de deyimiyle tam bir “Müslüman mütefekkiri” olarak bir müminin her koşulda doğruyu söyleyip dik durmasının ne demek olduğunu müthiş derinlikli ve etkili ifadeleriyle okuyucusuna gösteriyor. Tam bir Osmanlı entellektüeli olarak çağının ne kadar ilerisinde olduğunu da ileriye yönelik yaptığı tahminlerinin tamamının doğru çıkmış olmasıyla bugün bir kez daha ispat ediyor. Batılılaşmanın batıyı taklid etmek olarak algılandığını, buna kendini kaptırmış sözümona aydınların aslında İslam düşmanlığından başka bir şey yapmadıklarını, Batılılaşmanın Müslüman bir toplum için intihar etmekten başka bir anlama gelmediğini net bir biçimde gözler önüne seriyor. Batıdan hiçbir sosyal ve siyasal kurum, sistem ve kanunun alınmasının asla kabul edilemeyeceğini, aksine onların İslam’ın sosyal düzenine muhtaç olduklarını, demokrasi denilen sistemin İslam toplumunda yerinin olmadığını çünkü evrensel kevni yasaları koyanın, toplumsal yasaları da koyduğunu ve demokrasinin bunların yanında deyim yerindeyse ancak nal toplayabileceğini Paşa’nın risalelerinde okuyabiliyorsunuz.

Paşa’nın 8 eserinin bulunduğu kitabının az evvel bahsettiğim sonuncusundan alıntılar yaparak tüm kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum:

“… Şeriatın egemenliği demek, doğal ve değişmeyen, insanın keyif ve iradesine bağlı olmayan ahlaki ve toplumsal yasaların egemenliği demektir. Bu yasaların bütün evrene hakim olan yasalardan bir farkı yoktur. Bu yasalar önünde bütün insanlar eşittirler. Bütün insanlar bu yasalardan eşit bir özgürlük içinde yararlanırlar. Bu özgürlük yalnızca o yasalara karşı göstermek zorunda oldukları saygı ve bağlılıkla sınırlandırılmıştır. 

İşte İslam, bu yolla şu ilkeyi getirmiş bulunuyor: Hiçbir kuvvet, insanı ne kendi türünden birinin, ne de -sayısal gücü ne olursa olsun- bir zümre ya da insan kitlesinin keyif ve iradesine boyun eğmeye zorlayamaz ve insan, evrene doğal ve ezeli yasalarıyla tecelli eden Yaratıcı’nın mutlak iradesinden başka bir şeye itaat edemez, boyun eğemez.

… İslam insana şunu öğretmiştir: Egemenlik demek, ancak şeriatin, yani ahlaki hakikat ve toplumsal adaletin doğal gözeticisi olan bu ilahi kudretin ve sonuç olarak bilimin, akıl ve hikmetin egemenliği demektir…

… Şeriatin doğaüstü hiçbir karakteri yoktur. Bu nedenle o, birçoklarının iddia ettiği gibi ne ruhani ne de ruhbanidir. Tam tersine, bütün diğer doğal yasalar gibi tamamen fıtridir, doğaldır.

… İslam dünyasının çöküşü, dinin bütün ruhbani ve ruhani anlayışlara kesin biçimde karşı olmasına karşın, İslam ulusları arasında, hayata hiçbir faydası olmayan bir takım skolastik bilimlerin ortaya çıkmasıyla birlikte başlıyor.

… İslam toplumunun Batı toplumundan alacağı şeyler çok kesin ve seçilmiş, sınırlandırılmış bir niteliktedir. Hiçbir zaman toplumsal ve siyasal bir nitelikte değildir. Bu nedenle nasıl ve ne dereceye kadar olursa olsun, İslam toplumunun Batılılaşması düşünülebilecek yanlışların en müthişidir.”

İslam Toplumunda Siyasal Kurumlar – Said Halim Paşa – 1922

Allah şehit Said Halim Paşa’ya rahmet eylesin. Yazdıklarını anlayıp uygulayabilecek aydın mümin müslümanları desteklesin ve onun gibi devlet adamları yetiştirebilmeyi bu ümmete nasip etsin inşaallah.

Selam ile

Erdem Uygan

Said Halim Paşa ile ilgili güzel bir yazı: 

By | 2017-04-20T11:13:20+00:00 Ağustos 14th, 2016|Kütüphane|0 Comments

About the Author: